Aile İşletmelerinde Kuşak Çatışması Masaya Yatırıldı
“İşin Uzmanı”nda Kritik Başlık: Üçüncü Kuşakta Neler Oluyor?
Kayseri Radar ve Radyo Radar ortak canlı yayınında her cuma saat 16.00’da dinleyiciyle buluşan “İşin Uzmanı” programında bu hafta aile işletmelerinde kuşak çatışması ...konusu ele alındı. Programın sunuculuğunu Gülistan Yılmaz üstlenirken, konuğu iş insanı Aysun Yıldız oldu.
Yayında, özellikle aile işletmelerinde birinci kuşaktan üçüncü kuşağa geçiş sürecinde yaşanan kırılmalar, yetki devri sorunları, profesyonel yönetici tartışmaları ve aile anayasasının önemi kapsamlı şekilde değerlendirildi. Yıldız, hem teorik çerçevede hem de reel örnekler üzerinden konuyu detaylandırarak önemli tespitlerde bulundu.
Birinci Kuşaktan Üçüncü Kuşağa: Nerede Kopuyor?
Programda ilk olarak aile işletmelerinin tarihsel işleyişine değinildi. Yıldız’a göre birinci kuşak genellikle yokluk içinde, büyük emek ve fedakârlıkla işletmeyi kuruyor. İkinci kuşak ise çocukluk döneminden itibaren işin içinde büyüdüğü için işletmeye aidiyet geliştiriyor ve görev paylaşımını doğal bir şekilde sürdürüyor.
Ancak kırılma noktası çoğunlukla üçüncü kuşakta yaşanıyor.
Üçüncü kuşak üniversite eğitimi almış, farklı şehirler ve kültürler görmüş, yeni kavramlarla tanışmış bireylerden oluşuyor. Bu durum yenilikçi bakış açısı kazandırsa da, geleneksel iş yapma yöntemleriyle çatışmaya zemin hazırlıyor. Yetki devri, inisiyatif alma ve güven meselesi bu noktada krize dönüşebiliyor.
Deneyim ile Eğitim Arasındaki Gerilim
Yıldız, birinci kuşağın deneyim ve sezgiye dayalı bilgi birikiminin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ona göre en büyük sorunlardan biri, genç kuşağın eğitimi merkeze koyarak önceki kuşakların deneyimini değersizleştirmesi.
Ancak genç kuşağın yalnızca makam ve yetki talep edip sorumluluk almaktan kaçınması, büyük kuşakta güvensizlik duygusu oluşturabiliyor. Mesai saatine riayet etmeyen, görev bilinci gelişmemiş bireylere yetki devrinin zorlaştığı ifade edildi.
Aidiyet Sorunu: İşe Gelmek Yetmiyor
Programda özellikle “aidiyet” kavramı üzerinde duruldu. Yıldız’a göre üçüncü kuşakta en sık rastlanan problemlerden biri işletmeye gerçek anlamda bağlılık hissinin oluşmaması.
Aidiyetin küçük yaşlardan itibaren işletmeyle temasla başladığını belirten Yıldız, üniversite döneminde başka kurumlarda çalışma deneyiminin büyük önem taşıdığını söyledi.
Aile ile İşletmeyi Ayıramama Sorunu
Yayında öne çıkan en önemli başlıklardan biri de aile ile işletme kavramlarının birbirine karıştırılması oldu.
Yıldız, iş yerindeki sorunların eve taşınmasının kuşak çatışmasını büyüttüğünü ifade etti. Özellikle kuzenler arasında maaş, araç, sosyal haklar ve harcama alışkanlıkları üzerinden kıyaslamaların aile içinde konuşulmasının krizi derinleştirdiği belirtildi.
Eşitlik mi, Adalet mi?
Programda dikkat çeken bir diğer vurgu “eşitlik her zaman adalet değildir” ifadesi oldu.
Yıldız, aile işletmelerinde performans değerlendirmesinin objektif kriterlerle yapılması gerektiğini belirtti. İşe bir yıl önce başlayan bir bireyle yeni başlayan bir bireyin aynı konumda değerlendirilmesinin motivasyon kaybına yol açabileceğini ifade etti.
Aile Anayasası: Krizleri Önlemenin Anahtarı
Programın en kapsamlı bölümlerinden biri aile anayasası konusuna ayrıldı.
Yıldız’a göre aile anayasası, işletmenin temel ilkelerini, görev dağılımlarını, maaş politikalarını, kâr payı sistemini ve sosyal hakları yazılı hale getiren bir çerçeve sunuyor. İşe giriş şartları, araç kullanımı, bütçe disiplini, finansal sınırlar ve yönetim prensiplerinin netleştirilmesi, olası krizleri önlüyor.
Profesyonel Yöneticiye Direnç ve Mobbing
Yayında profesyonel yöneticilere karşı geliştirilen direnç de ele alındı. Yıldız, dışarıdan getirilen bir yöneticinin aile bireyleri tarafından tehdit olarak algılanabildiğini ve örtülü mobbing uygulamalarına maruz kalabildiğini söyledi.
Yetkin olmayan aile bireylerinin, profesyonel yöneticinin üstüne konumlandırılmasının işletmeye zarar verdiğini belirten Yıldız, liyakat ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı.
Bölünmeler ve Güç Kaybı
Programda aile işletmelerinin bölünme süreci de örneklerle anlatıldı. Ortakların ayrılmasıyla yalnızca sermayenin değil, bilgi ve müşteri portföyünün de bölündüğü vurgulandı.
“Ezilmesin” Anlayışı Geleceği Zedeliyor mu?
Yıldız, çocukların zorluk yaşamadan yetiştirilmesinin uzun vadede sorun oluşturabileceğini ifade etti. Mücadele etmeyen, kriz görmeyen ve sorumluluk almayan bireylerin iş hayatında dayanıklılık geliştiremediğini belirtti.
Çözüm: Eğitim, Sabır ve Şeffaflık
Programın genel değerlendirmesinde çözümün üç temel noktada toplandığı ifade edildi:
Görev, yetki ve sorumlulukların net belirlenmesi
Aile anayasası ile yazılı kuralların oluşturulması
Eğitim ve performans değerlendirme sisteminin kurulması
Yıldız, üçüncü kuşağın işletmeye katkı sağlayabileceğini ancak bunun sabır, disiplin ve doğru yönlendirme ile mümkün olduğunu belirtti.Show More
Now Playing
Aile İşletmelerinde Kuşak Çatışması Masaya Yatırıldı
“İşin Uzmanı”nda Kritik Başlık: Üçüncü Kuşakta Neler Oluyor? Kayseri ...
“İşin Uzmanı”nda Kritik Başlık: Üçüncü Kuşakta Neler Oluyor?
Kayseri Radar ve Radyo Radar ortak canlı yayınında her cuma saat 16.00’da dinleyiciyle buluşan “İşin Uzmanı” programında bu hafta aile işletmelerinde kuşak çatışması ...konusu ele alındı. Programın sunuculuğunu Gülistan Yılmaz üstlenirken, konuğu iş insanı Aysun Yıldız oldu.
Yayında, özellikle aile işletmelerinde birinci kuşaktan üçüncü kuşağa geçiş sürecinde yaşanan kırılmalar, yetki devri sorunları, profesyonel yönetici tartışmaları ve aile anayasasının önemi kapsamlı şekilde değerlendirildi. Yıldız, hem teorik çerçevede hem de reel örnekler üzerinden konuyu detaylandırarak önemli tespitlerde bulundu.
Birinci Kuşaktan Üçüncü Kuşağa: Nerede Kopuyor?
Programda ilk olarak aile işletmelerinin tarihsel işleyişine değinildi. Yıldız’a göre birinci kuşak genellikle yokluk içinde, büyük emek ve fedakârlıkla işletmeyi kuruyor. İkinci kuşak ise çocukluk döneminden itibaren işin içinde büyüdüğü için işletmeye aidiyet geliştiriyor ve görev paylaşımını doğal bir şekilde sürdürüyor.
Ancak kırılma noktası çoğunlukla üçüncü kuşakta yaşanıyor.
Üçüncü kuşak üniversite eğitimi almış, farklı şehirler ve kültürler görmüş, yeni kavramlarla tanışmış bireylerden oluşuyor. Bu durum yenilikçi bakış açısı kazandırsa da, geleneksel iş yapma yöntemleriyle çatışmaya zemin hazırlıyor. Yetki devri, inisiyatif alma ve güven meselesi bu noktada krize dönüşebiliyor.
Deneyim ile Eğitim Arasındaki Gerilim
Yıldız, birinci kuşağın deneyim ve sezgiye dayalı bilgi birikiminin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Ona göre en büyük sorunlardan biri, genç kuşağın eğitimi merkeze koyarak önceki kuşakların deneyimini değersizleştirmesi.
Ancak genç kuşağın yalnızca makam ve yetki talep edip sorumluluk almaktan kaçınması, büyük kuşakta güvensizlik duygusu oluşturabiliyor. Mesai saatine riayet etmeyen, görev bilinci gelişmemiş bireylere yetki devrinin zorlaştığı ifade edildi.
Aidiyet Sorunu: İşe Gelmek Yetmiyor
Programda özellikle “aidiyet” kavramı üzerinde duruldu. Yıldız’a göre üçüncü kuşakta en sık rastlanan problemlerden biri işletmeye gerçek anlamda bağlılık hissinin oluşmaması.
Aidiyetin küçük yaşlardan itibaren işletmeyle temasla başladığını belirten Yıldız, üniversite döneminde başka kurumlarda çalışma deneyiminin büyük önem taşıdığını söyledi.
Aile ile İşletmeyi Ayıramama Sorunu
Yayında öne çıkan en önemli başlıklardan biri de aile ile işletme kavramlarının birbirine karıştırılması oldu.
Yıldız, iş yerindeki sorunların eve taşınmasının kuşak çatışmasını büyüttüğünü ifade etti. Özellikle kuzenler arasında maaş, araç, sosyal haklar ve harcama alışkanlıkları üzerinden kıyaslamaların aile içinde konuşulmasının krizi derinleştirdiği belirtildi.
Eşitlik mi, Adalet mi?
Programda dikkat çeken bir diğer vurgu “eşitlik her zaman adalet değildir” ifadesi oldu.
Yıldız, aile işletmelerinde performans değerlendirmesinin objektif kriterlerle yapılması gerektiğini belirtti. İşe bir yıl önce başlayan bir bireyle yeni başlayan bir bireyin aynı konumda değerlendirilmesinin motivasyon kaybına yol açabileceğini ifade etti.
Aile Anayasası: Krizleri Önlemenin Anahtarı
Programın en kapsamlı bölümlerinden biri aile anayasası konusuna ayrıldı.
Yıldız’a göre aile anayasası, işletmenin temel ilkelerini, görev dağılımlarını, maaş politikalarını, kâr payı sistemini ve sosyal hakları yazılı hale getiren bir çerçeve sunuyor. İşe giriş şartları, araç kullanımı, bütçe disiplini, finansal sınırlar ve yönetim prensiplerinin netleştirilmesi, olası krizleri önlüyor.
Profesyonel Yöneticiye Direnç ve Mobbing
Yayında profesyonel yöneticilere karşı geliştirilen direnç de ele alındı. Yıldız, dışarıdan getirilen bir yöneticinin aile bireyleri tarafından tehdit olarak algılanabildiğini ve örtülü mobbing uygulamalarına maruz kalabildiğini söyledi.
Yetkin olmayan aile bireylerinin, profesyonel yöneticinin üstüne konumlandırılmasının işletmeye zarar verdiğini belirten Yıldız, liyakat ilkesinin esas alınması gerektiğini vurguladı.
Bölünmeler ve Güç Kaybı
Programda aile işletmelerinin bölünme süreci de örneklerle anlatıldı. Ortakların ayrılmasıyla yalnızca sermayenin değil, bilgi ve müşteri portföyünün de bölündüğü vurgulandı.
“Ezilmesin” Anlayışı Geleceği Zedeliyor mu?
Yıldız, çocukların zorluk yaşamadan yetiştirilmesinin uzun vadede sorun oluşturabileceğini ifade etti. Mücadele etmeyen, kriz görmeyen ve sorumluluk almayan bireylerin iş hayatında dayanıklılık geliştiremediğini belirtti.
Çözüm: Eğitim, Sabır ve Şeffaflık
Programın genel değerlendirmesinde çözümün üç temel noktada toplandığı ifade edildi:
Görev, yetki ve sorumlulukların net belirlenmesi
Aile anayasası ile yazılı kuralların oluşturulması
Eğitim ve performans değerlendirme sisteminin kurulması
Yıldız, üçüncü kuşağın işletmeye katkı sağlayabileceğini ancak bunun sabır, disiplin ve doğru yönlendirme ile mümkün olduğunu belirtti.Show More
Now Playing
Diyetisyen Kula’dan Ramazan, Zayıflama İğneleri ve Duygusal Açlık Üzerine Çarpıcı Değerlendirmeler
“Sağlıklı Beslenme Kişiye Özeldir” Kayseri’de 91.8 frekansında yayın ...
“Sağlıklı Beslenme Kişiye Özeldir”
Kayseri’de 91.8 frekansında yayın yapan Radyo Radar ile Kayseri Radar ortak canlı yayınında ekranlara gelen “İşin Uzmanı” programında, sunuculuğunu Gülistan Yılmaz’ın yaptığı yayının bu haftaki konuğu Diyetisyen ...Esra Kula oldu. Beslenme ve diyetetik alanındaki 15 yıllık deneyimini paylaşan Kula, sağlıklı beslenmenin temel ilkelerinden zayıflama iğnelerine, duygusal açlıktan Ramazan ayına özel beslenme önerilerine kadar geniş bir yelpazede önemli değerlendirmelerde bulundu.
Program boyunca vurgulanan ana mesaj ise netti: “Sağlıklı beslenme tek tip değildir; kişiye özeldir.”
“Sağlıklı Beslenme Herkes İçin Farklıdır”
Programın açılışında sağlıklı beslenmenin tanımı ele alındı. Diyetisyen Esra Kula, toplumda yaygın olan “tek doğru diyet” anlayışının yanlış olduğuna dikkat çekti.
Kula, her bireyin metabolizma hızı, yaşam tarzı, yaşı ve sağlık durumunun farklı olduğunu belirterek, sporcu ile masa başı çalışan bir bireyin aynı beslenme planını uygulamasının mümkün olmadığını ifade etti. Yeterli ve dengeli beslenmenin ancak kişiye özel planlandığında gerçek anlamda sağlıklı olacağını vurguladı.
Hızlı Kilo Kaybı Güvenli mi?
Kilo vermek isteyenler için en etkili yöntemin kalori açığı oluşturmak olduğunu belirten Kula, bu açığın kontrollü ve dengeli biçimde planlanması gerektiğini söyledi.
Bağışıklık sistemini yıpratan, kas kaybına yol açan ve metabolizmayı bozabilecek hızlı kilo kaybı yöntemlerine karşı uyarıda bulunan Kula, sağlıklı kilo kaybının yağ yakımı üzerinden gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı. Su ve kas kaybının kilo kaybı olarak değerlendirilmesinin yanıltıcı olduğuna dikkat çekti.
Zayıflama İğneleri ve Mide Ameliyatları: Mekanizma Aynı
Son dönemde popülerleşen zayıflama iğnelerine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Kula, bu ilaçların aslında diyabet tedavisi için üretildiğini, kilo kaybının ise iştah baskılama yoluyla gerçekleştiğini belirtti.
GLP-1 hormonunu taklit eden bu iğnelerin beyne tokluk sinyali gönderdiğini ifade eden Kula, “İğne yağ eritmez, kişiyi tok hissettirir; kişi yemediği için kilo verir” dedi.
Mide küçültme ameliyatlarının da benzer bir mekanizmayla çalıştığını belirten Kula, her iki yöntemin de temelinde porsiyon kısıtlaması olduğunu ifade etti.
Anoreksiya: Psikolojik Temelli Bir Yeme Bozukluğu
Programda yeme bozuklukları da gündeme geldi. Anoreksiyanın fiziksel değil psikolojik temelli bir hastalık olduğunu belirten Kula, bireyin ne kadar zayıf olursa olsun kendisini kilolu görmesi ve beslenmeyi reddetmesiyle ortaya çıktığını ifade etti.
Bitkisel Kürler ve Zayıflama Kahveleri Gerçekten Etkili mi?
Kula, hiçbir bitkinin doğrudan yağ yakma özelliği bulunmadığını açık bir dille ifade etti. Bitkisel kürlerin genellikle ödem atma, bağırsak çalıştırma veya tokluk sağlama yoluyla dolaylı etki gösterdiğini söyledi.
Zayıflama kahvelerinin ise iki temel mekanizma üzerinden çalıştığını belirtti:
Kafeinle metabolizmayı hızlandırma
Lif içeriğiyle tokluk süresini uzatma
Hamilelikte Beslenme: “İki Kişilik Yemek” Yanılgısı
Hamilelik dönemini üç trimester üzerinden değerlendiren Kula, ilk üç ayda ekstra kalori ihtiyacının abartılmaması gerektiğini söyledi. İkinci trimesterde kontrollü artışın önemli olduğunu, son üç ayda ise az az ve sık beslenmenin mide sorunlarını azaltacağını belirtti.
Demir ve D vitamini eksikliğinin lohusa depresyonu riskini artırabileceğine dikkat çekti.
Duygusal Açlık: Gerçek Açlıkla Karıştırılıyor
Programın en dikkat çeken bölümlerinden biri duygusal açlık oldu. Fiziksel açlığın yavaş geliştiğini ve ertelenebildiğini belirten Kula, duygusal açlığın ani ve bastırıcı olduğunu söyledi.
Ramazan’da Beslenme Dengesi Nasıl Kurulmalı?
Yaklaşan Ramazan ayı öncesinde önemli önerilerde bulunan Kula, sahurun atlanmaması gerektiğini belirtti. Sahurda protein ağırlıklı, dengeli ve hafif bir kahvaltı tarzı beslenmenin gün içindeki dayanıklılığı artıracağını söyledi.
İftarda ani yüklenmenin mide problemlerine yol açabileceğini ifade eden Kula, iftarın iki aşamalı yapılmasını önerdi:
Önce çorba ve salata, ardından kısa bir ara ve ana yemek.
Tatlı krizlerine karşı porsiyon kontrolünün önemine dikkat çekti.
Obezite Sınırındaki Bireyler Daha Dikkatli Olmalı
Ramazan ayının irade kontrolü açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı.
Yapay Zekâ Diyet Yazabilir mi?
Sağlık alanında yapay zekâ kullanımına da değinen Kula, yapay zekânın dil modeli olduğunu ve empati yapamadığını belirtti.
“Beslenme Bilimi Geleceğin Araştırma Alanı”
Mesleğe dair değerlendirmelerde bulunan Kula, beslenme biliminin temel ve vazgeçilmez bir alan olduğunu söyledi. Türkiye’de bu alanda daha fazla araştırma ve yerli yöntem geliştirilmesi gerektiğini belirtti.
Gençlere tavsiyesi ise net oldu: “Rutin bilgiyi tekrar eden değil, araştıran ve yenilik üreten bir diyetisyen olun.”Show More
Now Playing
Telefon Alırken ve Tamir Yaptırırken Dikkat Edilmesi Gerekenler “İşin Uzmanı”nda Konuşuldu
Kayseri Radar’da Telefon Sektörünün İç Yüzü Ele Alındı Kayseri Radar ...
Kayseri Radar’da Telefon Sektörünün İç Yüzü Ele Alındı
Kayseri Radar ve Radyo Radar ortak canlı yayınında Gülistan Yılmaz’ın sunduğu “İşin Uzmanı” programının bu haftaki konuğu cep telefonu alım-satım ve teknik servis ...işletmecisi Metin Yılmaz oldu. Programda telefon sektörüne giriş hikâyesinden ikinci el cihaz alımına, teknik servis süreçlerinden kullanıcı hatalarına kadar birçok başlık detaylı şekilde değerlendirildi. 7 yıldır sektörde faaliyet gösterdiğini belirten Yılmaz, cep telefonu ticaretinin sürekli yenilenen ve dikkat gerektiren bir alan olduğunu vurguladı.
Telefon Sektörüne Nasıl Başladı?
Metin Yılmaz, telefonculuk serüveninin 2019 yılında başladığını belirterek, daha önce aile işletmelerinde farklı alanlarda çalıştığını, ardından teknolojiye olan ilgisi nedeniyle bu sektöre yöneldiğini ifade etti. Başlangıçta zorluklar yaşadığını ancak zamanla tecrübe kazanarak işini geliştirdiğini söyleyen Yılmaz, sektörde sabrın ve çıraklık sürecinin önemine dikkat çekti.
Vatandaşların Telefon Alırken Yaptığı Hatalar
Programda en çok üzerinde durulan konulardan biri telefon alırken yapılan yanlış tercihler oldu. Yılmaz, kullanıcıların çoğu zaman araştırma yapmadan anlık karar verdiğini belirterek özellikle işletim sistemi değiştirirken alışma sürecinin zor olabileceğini söyledi. İkinci el telefon alımlarında IMEI numarasının kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, cihazın kozmetiği, değişen parçaları ve teknik geçmişinin mutlaka incelenmesi gerektiğini ifade etti.
“Ömürlük Telefon Yok” Gerçeği
Teknolojinin hızla geliştiğini belirten Yılmaz, piyasada uzun yıllar sorunsuz kullanılabilecek bir telefonun olmadığını söyledi. Kaliteli bir cihazın ortalama kullanım ömrünün 1 ila 5 yıl arasında değiştiğini ifade eden Yılmaz, kullanıcıların beklentilerini bu doğrultuda belirlemesi gerektiğini vurguladı.
İkinci El Telefon Alırken Güvenli Esnaf Vurgusu
İkinci el cihaz alımlarında güvenilir satıcı seçiminin önemine değinen Yılmaz, IMEI kontrolünün yanı sıra cihazın Türkiye kayıtlı olup olmadığının da incelenmesi gerektiğini belirtti. Yurt dışı cihazların kapanma riski taşıyabileceğini söyleyen Yılmaz, tüketicilerin uzun vadeli kullanım için Türkiye cihazlarını tercih etmesinin daha güvenli olacağını dile getirdi.
Yenilenmiş Telefonlar Güvenilir mi?
Yenilenmiş telefonlara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, ekran veya kasa değişimi gibi işlemler yapılmış cihazların kullanılabileceğini ancak anakart müdahalesi bulunan ürünlerden uzak durulması gerektiğini söyledi. Yenilenmiş telefonların fiyat avantajı sağladığını belirten Yılmaz, kullanıcıların cihaz geçmişini kontrol ederek satın alma yapması gerektiğini vurguladı.
Teknik Serviste Güven Nasıl Anlaşılır?
Telefon tamirinde en önemli kriterin esnafın yaptığı işin arkasında durması olduğunu ifade eden Yılmaz, müşteriyi mağdur etmeyen ve garanti veren işletmelerin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Teknik servis seçiminde piyasa bilinirliğinin ve referansların da önemli olduğunu belirtti.
En Sık Karşılaşılan Arızalar
Programda teknik servislerde en çok karşılaşılan sorunlar da ele alındı. Yılmaz’a göre en yaygın arızalar ekran kırılması, şarj soketi problemleri ve kamera arızaları. Kullanıcı hatalarından kaynaklanan bu sorunların doğru müdahale ile kısa sürede çözülebileceğini ifade eden Yılmaz, yazılımsal problemlerin de çoğu zaman teknik servislerde giderilebildiğini belirtti.
Suya Düşen Telefonlarda Yapılan Yanlışlar
Su geçirmez telefon algısına dikkat çeken Yılmaz, cihazların uzun süre suda kalmasının ciddi hasarlara yol açabileceğini söyledi. Halk arasında yaygın olan “pirince koyma” yönteminin doğru olmadığını belirten Yılmaz, suya düşen telefonların öncelikle kapatılması ve vakit kaybetmeden uzman bir teknik servise götürülmesi gerektiğini ifade etti.
Batarya Sağlığı İçin Doğru Şarj Alışkanlığı
Telefon bataryasının ömrünü uzatmak için doğru şarj kullanımının önemli olduğunu belirten Yılmaz, cihazın yüzde 20 seviyesine düştüğünde şarja takılmasını önerdi. Şarj sırasında yoğun kullanımın ısınmaya ve batarya ömrünün kısalmasına neden olabileceğini söyleyen Yılmaz, hızlı şarj adaptörlerinin de üreticiye uygun olması gerektiğini vurguladı.
Sahte Şarj Aletleri Büyük Risk Taşıyor
Yan sanayi şarj cihazlarının telefona zarar verebileceğini belirten Yılmaz, orijinal adaptör kullanımının önemine değindi. Daha hızlı şarj etmek amacıyla yüksek voltajlı adaptörlerin tercih edilmesinin batarya ve anakart arızalarına yol açabileceğini ifade etti.
Gençlerin Pahalı Telefon Tercihleri Tartışıldı
Programda gençlerin yüksek fiyatlı telefonlara yönelme sebepleri de değerlendirildi. Yılmaz, bu durumun çoğu zaman özenti kaynaklı olduğunu belirterek kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun cihaz tercih etmesinin daha doğru olacağını söyledi. Sosyal medya kullanımı için her zaman en pahalı telefonun gerekli olmadığını ifade etti.Show More
Now Playing
Bir Enstrümandan Daha Fazlası: Gitar Eğitmeni Fikret Özden İşin Uzmanı’nda Mesleğini Anlattı
Radyo Radar ve Kayseri Radar ortak canlı yayınında dinleyiciyle ...
Radyo Radar ve Kayseri Radar ortak canlı yayınında dinleyiciyle buluşan İşin Uzmanı, bu haftaki bölümünde müzik eğitiminin perde arkasını, enstrüman öğrenmenin inceliklerini ve gitar eğitmenliğinin görünmeyen yönlerini ele aldı. Gülistan ...Yılmaz’ın hazırlayıp sunduğu programın konuğu, gitar ve çello eğitmeni Fikret Özden oldu.
Kayseri’den Sanata Uzanan Bir Yolculuk
Programın açılışında Fikret Özden, Kayseri doğumlu olduğunu ve Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Çello Bölümü mezunu olduğunu ifade etti. Hem çello hem de gitar eğitmenliği yaptığını belirten Özden, iki enstrümanı da aktif olarak öğrettiğini ve uzun yıllardır müzik eğitimi alanında çalıştığını dile getirdi.
Gitarla Tanışma Hikâyesi Bir Filmle Başladı
Özden, gitarla tanışma sürecinin ortaokul yıllarına dayandığını anlattı. İzlediği bir filmden etkilenerek gitar çalmaya karar verdiğini belirten Özden, maddi imkânsızlıklar nedeniyle gitar eğitimine geç yaşta başlayabildiğini, müzik hayatının 22 yaşında fiilen başladığını söyledi.
Üniversite Süreci ve Çelloyla Tanışma
Üniversite yetenek sınavına gitarla girdiğini ve kazandığını ifade eden Özden, kontenjan sınırlamaları nedeniyle gitar bölümünü seçemediğini, bunun üzerine çelloya yöneldiğini anlattı. Bu tercihin başlangıçta tesadüf gibi görünse de zamanla büyük bir kazanıma dönüştüğünü vurguladı.
Çello Eğitiminin Zorlukları ve Avantajları
Çellonun hem maddi hem de eğitsel açıdan ulaşılması zor bir enstrüman olduğunu belirten Özden, iyi bir çelloya ve doğru hocaya ulaşmanın kolay olmadığını söyledi. Buna rağmen çellonun kendisine çok güçlü bir müzikal altyapı kazandırdığını ifade etti.
“Gitar Evrensel Bir Dildir”
Gitarın dünya genelinde en yaygın enstrümanlardan biri olduğunu vurgulayan Özden, gitarı İngilizceye benzeterek “ne kadar yaygınsa gitar da o kadar yaygın” ifadesini kullandı. Bu nedenle gitar eğitmenliğinin daha fazla talep gördüğünü belirtti.
İyi Bir Gitar Eğitmeninde Olması Gereken Özellikler
Programda, iyi bir gitar hocasının yalnızca teknik bilgiyle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulandı. Özden, bir eğitmenin öğrencisine yol gösteren, ışık tutan ve çağın gerekliliklerine uygun yaklaşım sergileyen biri olması gerektiğini ifade etti.
Müzik Eğitimi Zorunlu Değil, Kazanılması Gereken Bir Alan
Özden, müzik derslerinin diğer dersler gibi zorunlu görülmediğini, bu nedenle müzik öğretmenlerinin öğrenciyi kazanmak zorunda olduğunu söyledi. Günümüzde müzik öğretmenlerinin not konusunda dahi baskı altında kaldığını ve “nasıl olsa müzik” algısıyla karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi.
Her Yaşa Hitap Eden Bir Meslek
Bir gitar eğitmeninin 7’den 70’e her yaş grubuna hitap edebilmesi gerektiğini vurgulayan Özden, çocuk şarkılarından pop müziğe, türküden sanat müziğine kadar geniş bir repertuara sahip olunmasının şart olduğunu söyledi.
Gitar Öğrenirken Yapılan En Büyük Hata: Öğrenci Olmamak
Gitar öğrenmek isteyenlerin en sık yaptığı hatanın “öğrenci olmayı reddetmek” olduğunu belirten Özden, yalnızca internet ve YouTube videolarıyla enstrüman öğrenmeye çalışmanın büyük risk taşıdığını ifade etti. İnterneti “iyi bir eğitmen ama kötü bir öğretmen” olarak tanımladı.
Yetenek mi, Çalışma mı?
Programda sıkça sorulan “Gitar yetenek işi midir?” sorusu da ele alındı. Özden, yeteneğin tek başına yeterli olmadığını, çalışmanın ve disiplinin belirleyici olduğunu örneklerle anlattı. Çok yetenekli olup çalışmayan öğrencilerin, az yetenekli ama disiplinli öğrencilerin gerisinde kaldığını vurguladı.
Nota Bir Amaç Değil, Araçtır
Nota bilgisinin zorunlu olmadığını ifade eden Özden, notanın eğitimi kolaylaştıran bir araç olduğunu söyledi. Aşık Veysel örneğini vererek, kulaktan öğrenmenin de müzikte geçerli ve değerli bir yol olduğunu vurguladı.
Görme Engelli Öğrencilerle Eğitim Deneyimi
Programda, görme engelli öğrencilerle yapılan çalışmalar da paylaşıldı. Özden, notanın mümkün olmadığı durumlarda kulaktan öğrenme ve ezberin devreye girdiğini, bunun da müziğin farklı yollarla öğretilebileceğini gösterdiğini ifade etti.
Başlangıç Seviyesi İçin Gitar Seçimi
Yeni başlayanlar için gitar seçiminin önemine dikkat çeken Özden, enstrümanın mutlaka bilen birine gösterilmesi gerektiğini söyledi. İnternetten alınan gitarların kontrol edilmeden kullanılmasının eğitim sürecini olumsuz etkileyebileceğini belirtti.
Elektro Gitar Bir Seviye Değil, Bir Tarzdır
Elektro gitarın “ileri seviye” olarak görülmesini yanlış bulan Özden, elektro, klasik, akustik ve bas gitarın birer tarz olduğunu ifade etti. Başlangıcın ekonomik ve pratik koşullara göre belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Enstrüman Öğrenmenin Maliyeti
Özel dersle gitar öğrenmenin maliyetine değinen Özden, enstrüman fiyatları ve ders ücretlerinin hocaya göre değiştiğini, ancak düzenli çalışmayla makul bütçelerle ilerleme sağlanabileceğini anlattı.Show More
Now Playing
Genel Koordinatör Gürler, “İsrafı önlemek adına cezai işlem uyguluyoruz”
Genel Koordinatör Gürler, “İsrafı önlemek adına cezai işlem uyguluyoruz”
Genel Koordinatör Gürler, “İsrafı önlemek adına cezai işlem uyguluyoruz”
Now Playing
Sınırsız Pizza Modelinin Perde Arkası: Pizzen’de İş, Disiplin ve Sürdürülebilirlik
“İşin Uzmanı” Programında Gıda Sektörüne Yakından Bakış Kayseri Radar ...
“İşin Uzmanı” Programında Gıda Sektörüne Yakından Bakış
Kayseri Radar ve Radyo Radar ortak canlı yayınında ekrana gelen İşin Uzmanı programında bu hafta gıda sektörünün dikkat çeken iş modellerinden biri olan “sınırsız ...pizza” konsepti tüm yönleriyle ele alındı. Programın sunuculuğunu Gülistan Yılmaz üstlenirken, yayının konuğu Burak Gürler, Pizzen Genel Koordinatörü olarak sektöre dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Bulaşıkhaneden Genel Koordinatörlüğe Uzanan Bir Meslek Hikâyesi
Burak Gürler, yiyecek-içecek sektörüne çok genç yaşta adım attığını belirterek, mesleğe 15–16 yaşlarında bulaşık yıkayarak başladığını ifade etti. Sektörün mutfağından gelmenin kendisi için bir gurur kaynağı olduğunu vurgulayan Gürler, yıllar boyunca kurumsal işletmelerde çalışarak edindiği tecrübelerin bugün Pizzen’in kurumsal yapısının temelini oluşturduğunu söyledi.
Kurumsallığın gıda sektöründe sürdürülebilirlik açısından kritik olduğuna dikkat çeken Gürler, bireysel işletmelerde bu yapının her zaman sağlanamadığını, bu nedenle kariyer tercihlerini bilinçli şekilde yaptığını dile getirdi.
Sınırsız Pizza Fikri Nasıl Doğdu?
Programda sınırsız pizza konseptinin ortaya çıkış sürecini de anlatan Gürler, bu fikrin uzun süreli bir planlamanın sonucu olduğunu belirtti. Daha önce burger sektöründe faaliyet gösterdiklerini, Z Burger markasının hâlen paket servisle devam ettiğini söyleyen Gürler, farklı bir iş fikri arayışının zamanla pizza konseptine evrildiğini ifade etti.
Yaklaşık 1,5 yıllık bir hazırlık sürecinin ardından sınırsız pizza modelinin hayata geçirildiğini aktaran Gürler, bu süreçte en kritik unsurun doğru lokasyon olduğunu vurguladı. “Her yerde dükkân açılabilir ama doğru yerde doğru işi yapmak esastır” diyen Gürler, Pizzen’in bugün bulunduğu noktaya bu hassasiyetle geldiğini belirtti.
2026 Güncel Fiyat Politikası ve Aile Dostu Model
Pizzen’in 2026 yılı itibarıyla sınırsız pizza menüsünün kişi başı 360 TL olduğunu açıklayan Burak Gürler, bu ücretin pizza, tatlı, içecek, çay ve kahveyi kapsadığını söyledi.
Bu modelin özellikle orta gelirli aileler için önemli bir avantaj sunduğunu belirten Gürler, klasik restoranlarda dört kişilik bir ailenin ne kadar hesap ödeyeceğinin belirsiz olduğunu, Pizzen’de ise misafirlerin ödeyeceği tutarı baştan bildiğini ifade etti. Bu netliğin, ailelerin daha rahat ve stressiz bir yemek deneyimi yaşamasını sağladığını vurguladı.
“Sınırsız” Ama Hesapsız Değil: Maliyet ve Karlılık Dengesi
Sınırsız konseptin dışarıdan bakıldığında kârlı görünmeyebileceğini söyleyen Gürler, işin arka planında ciddi bir maliyet yönetimi bulunduğunu dile getirdi. Her şubede ortalama 15–16 personelin çalıştığını belirten Gürler, bu yapının sürdürülebilmesi için günlük, hatta saatlik maliyet analizleri yaptıklarını aktardı.
“Bugün ne kadar kazandık” anlayışıyla hareket etmediklerini ifade eden Gürler, kaç içecek tüketildiğinden kaç müşterinin geldiğine kadar tüm verilerin düzenli olarak takip edildiğini söyledi. Bu disiplinin bozulması halinde sistemin sürdürülemez hale geleceğini açıkça dile getirdi.
Sürdürülebilirliğin Anahtarı: Yenilik ve İnovasyon
Programda sürdürülebilirliğin nasıl sağlandığına da değinen Burak Gürler, en büyük avantajlarının sürekli yenilik olduğunu vurguladı. Menüye eklenen her ürünün uzun bir deneme sürecinden geçtiğini belirten Gürler, sadece kendi beğenisinin değil, personelin ve müşterilerin geri bildirimlerinin de dikkate alındığını söyledi.
Ispanaklı pizzadan köfteli pizzaya kadar Kayseri’de alışılmışın dışında tatlar geliştirdiklerini aktaran Gürler, yenilikten vazgeçildiği anda işletmenin gerilemeye başlayacağını ifade etti.
İsrafla Mücadelede Net Kurallar
Sınırsız konseptte en çok zorlandıkları konulardan birinin israf olduğunu dile getiren Gürler, bu konuda net bir duruş sergilediklerini söyledi. Tabağa alınıp tüketilmeyen her ürün için ceza uyguladıklarını belirten Gürler, bunun amacının gelir elde etmek değil, israfın önüne geçmek olduğunu vurguladı.
Ayrıca tüketilemeyen ürünlerin çöpe gitmemesi için hayvan yemi olarak değerlendirilmesine özen gösterdiklerini ifade etti.
Mutfakta Disiplin ve Ön Hazırlığın Önemi
Sınırsız hizmetin mutfakta ciddi bir disiplin gerektirdiğini belirten Gürler, mutfak şefiyle birlikte sıkı bir kurallar bütünü içinde çalıştıklarını söyledi. İşletmede kişilere göre değil, kurallara göre işleyen bir sistem bulunduğunu vurgulayan Gürler, disipline teslim olan personelin çok daha rahat çalıştığını ifade etti.
Ön hazırlığın kalitenin başlangıç noktası olduğunu belirten Gürler, vaat edilen 28 çeşit pizzanın her gün eksiksiz çıkmasının temel prensipleri olduğunu dile getirdi.
Hijyen, Denetim ve Açık Mutfak Vurgusu
Bir işletmenin hijyenik olup olmadığının bazı ipuçlarıyla anlaşılabileceğini söyleyen Gürler, personel kılığı, lavabo temizliği ve açık mutfak uygulamalarının önemli göstergeler olduğunu ifade etti.Show More
Now Playing
Yapı Denetimde Yeni Yaklaşım: Depreme Karşı Güvenli Bina İçin Süreçler ve Kurallar
Gülistan Yılmaz’ın sunumuyla Radyo Radar’da yayınlanan “İşin Uzmanı” ...
Gülistan Yılmaz’ın sunumuyla Radyo Radar’da yayınlanan “İşin Uzmanı” programının bu haftaki konuğu inşaat mühendisi Muhammed Selman Gülsağır oldu. Programda yapı denetim sistemi, deprem yönetmeliği, binanın ömrü, Kayseri özelindeki yapı stoku, ...kentsel dönüşüm süreçleri, mühendislik mesleği ve sektöre ilişkin pek çok ayrıntı ele alındı.
Konuğun Tanıtımı ve Mesleki Geçmişi
Programın başında Gülsağır kendini tanıttı. 2017 yılında Nuh Naci Yazgan Üniversitesi’nden mezun olduğunu, evli ve iki çocuk babası olduğunu ve 2020’den bu yana İlterş Yapı Denetim’in kurucu ortaklarından biri olarak yapı denetim alanında faaliyet gösterdiğini aktardı.
Yapı Denetim Nedir ve Neden Gerekli?
Gülsağır, yapı denetimin herkesin inşaattan, projeden ve statikten anlamak zorunda olmadığı gerçeğinden doğduğunu belirtti. Arsa sahiplerinin inşaat projelerini kontrol etmek üzere müteahhitleri denetlemenin amacıyla oluşturulan sistemin, proje aşamasından meskene kadar devam eden bir denetim mekanizması olduğunu açıkladı.
Yapı Denetim Firması Kuruluş Şartları
Programda, yapı denetim kuruluşu kurmak için gereken şartlar detaylandırıldı. Firmaların yalnızca mimar, inşaat mühendisi, makine mühendisi veya elektrik mühendisi tarafından kurulabileceği belirtildi. Kayseri örneğinde 63 firmanın kontenjanının dolduğu, bu nedenle yeni firmaların kurulumunun ancak sırayla yapılabildiği vurgulandı. Ayrıca çekirdek personelin (mimar, mühendis vb.) bulunmasının zorunlu olduğu ifade edildi.
Denetim Faaliyetlerinde İşbirliği
Gülsağır, yapı denetim firmaları dışındaki hizmet alanlarının da önemine değindi. Harita mühendisleri, jeoloji ve jeofizik mühendisleri gibi uzmanlarla hizmet alımının sürdüğünü belirtti. Beton ve demir numuneleri konusunda ise yapı laboratuvarlarıyla işbirliği yürütüldüğünü ifade etti.
Yapı Denetim Firmalarının Denetlenmesi
Yapı denetim firmalarının da denetime tabi olduğunu söyleyen Gülsağır, yapı denetim izin belgesinin Çevre Şehircilik Bakanlığı’ndan alındığını, bu nedenle şantiyelerinin ve ofislerinin yılda en az sekiz defa denetlendiğini aktardı. Bu durumun denetim mekanizmasının sadece saha ile sınırlı kalmadığını gösterdiğini ifade etti.
Deprem Gerçeği ve Yapı Denetimin Rolü
2019 deprem yönetmeliğinin güncellenmesiyle birlikte yapı denetim sisteminin geliştiğini belirten Gülsağır, mevcut sisteme göre yapı denetimli binaların büyük çoğunluğunun (örneğin %99) son depremde ayakta kaldığını söyledi. Ancak eski yapı stoklarının bu sistemin dışında kaldığını belirterek, yeni yapı stoğuna ulaşmanın önemine dikkat çekti.
Yönetmelik ve Sahadaki Uygulama Uyumu
Gülsağır, yönetmeliklerin kağıt üzerinde önemli olduğunu ancak sahadaki uygulamalarla bu kuralların birebir eşlenmesinin zaman zaman güç olabileceğini belirtti. Eski binaların tasarım ve malzeme kalitesinin yeni düzenlemelere göre geride kaldığını ifade etti.
Binaların Ömrü ve Yenileme Zorunluluğu
Programda, bir binanın statik ömrünün ortalama 50 yıl olduğu, bununla birlikte bu sürenin 30–35 yıllarına denk gelen dönemde yenilenme çalışmalarının başlaması gerektiği vurgulandı. Bu sürecin özellikle deprem riskinin azaltılması açısından kritik olduğu belirtildi.
Kayseri Özelinde Yapı Stoku ve Risk Algısı
Kayseri’deki yapı stokunun özellikle eski yerleşim bölgelerinde riskli olduğunu söyleyen Gülsağır, bu binaların yenilenmesi gerektiğini vurguladı. Deprem sonrası hasar tespiti yapılan binaların çoğunun eski yapılar olduğunu, bu nedenle yeni yapıların teşvik edilmesi gerektiğini belirtti.
Bireysel Kentsel Dönüşüm Süreci
Vatandaşların bireysel olarak kentsel dönüşüme başvurabileceğini söyleyen Gülsağır, riskli yapı tespiti yapan firmalar ve üniversiteler tarafından süreçlerin yürütülebileceğini ifade etti. Eski yapıların yıkımının nispeten kolay olduğunu, ancak yeniden inşa sürecinin bazen zorlayıcı olabildiğini aktardı.
Yapı Denetim Firmalarının Bağımsızlığı Tartışması
Yapı denetim sistemindeki havuz sisteminin, müteahhit ile denetim firması arasındaki ekonomik ilişkiyi ortadan kaldırdığını belirten Gülsağır, bu sistem sayesinde denetim sürecinin daha eşit ve tarafsız yürütüldüğünü söyledi. Ayrıca 500 metrekarenin altındaki yapılar için bu sistemin dışında kalma düzenlemesinin bulunduğunu aktardı.
Kırsal ve Merkezde Denetim Farklılıkları
Kırsal ve merkez bölgelerde yapı denetimine tabi olma sınırlarının farklı olduğuna dikkat çeken Gülsağır, örneğin merkezde 200 m² altı yapıların denetime tabi olmadığını, kırsalda ise bu sınırın 500 m² olduğunu ifade etti. Denetimli yapıların tercih edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Depremde Kritik Aşamalar: Proje, Malzeme, İşçilik ve Zemin
Bir binanın depremde ayakta kalmasında tüm faktörlerin önemli olduğunu söyleyen Gülsağır, proje, malzeme, işçilik ve zemin analizinin bir zincirin ayrılmaz parçaları olduğunu vurguladı. Sadece tek bir etkenin yeterli olmadığını belirtti.Show More
Now Playing
“Baklava Lüks Olmamalı”: Bir Tatlının Peşindeki Hayal ve Hikaye
Şubeden Sıraya: Ucuz ve Kaliteli Tatlının Sırrı Baklavacı Şemsettin’in ...
Şubeden Sıraya: Ucuz ve Kaliteli Tatlının Sırrı
Baklavacı Şemsettin’in Kayseri şubesi önündeki uzun kuyruklar, uygun fiyatlı ve kaliteli ürün sunumunun halk nezdinde nasıl karşılık bulduğunu gösteriyor.
Şube Müdürü Öner Ürek, fiyatların bu ...düzeyde tutulabilmesi için ciddi bir emek ve özveri gerektiğini ifade ediyor.
Kurucu Şemsettin Usta’nın temel hedefi, “Baklavayı lüks olmaktan çıkarmak”.
“Lüks Tatlı” Anlayışına Karşı Bir Duruş
Yüksek kaliteli baklavayı herkesin ulaşabileceği seviyeye çekmek, Şemsettin Usta’nın temel motivasyonu.
Tüm şubelerde aynı fiyat politikası uygulanıyor. İstanbul’da da, Kayseri’de de aynı fiyata satılıyor.
Firma bu vizyon doğrultusunda kar marjlarını minimumda tutarak topluma hizmet etmeyi benimsiyor.
Genişleyen Şube Ağı ve Büyüyen İstihdam
Türkiye genelinde 37 ilde toplam 57 şube mevcut.
Her şubede ortalama 10-15 çalışanın görev aldığı sistemde toplamda yaklaşık 900 kişi istihdam ediliyor.
Talebin yoğun olduğu illerde ikinci ve üçüncü şubeler de açılmaya hazırlanıyor.
Ürünlerde Yüzde Yüz Doğallık Garantisi
Tatlılarda kesinlikle glikoz şurubu kullanılmıyor; %100 pancar şekeri tercih ediliyor.
Antep fıstığı, Şanlıurfa Bozova’daki fıstık bahçelerinden doğrudan temin ediliyor.
Cevizli ürünlerde de bol ve kaliteli ceviz kullanımı esas alınmış.
Denetimlere Açık, Şikayetlere Hazır Bir Marka
İl Gıda ve Tarım Müdürlükleri tarafından düzenli olarak habersiz denetimler yapılıyor.
Laboratuvar sonuçları şikayet eden vatandaşa doğrudan iletiliyor.
Şemsettin Usta Kimdir?
Şanlıurfalı genç girişimci Şemsettin, iş hayatına askerlikte başladığı bir hayal ile atıldı.
Çocukluk döneminde ailesinin maddi yetersizliği nedeniyle baklava alamaması, bu tutkuyu ve misyonu şekillendirdi.
Bugün, ülke çapında büyüyen bir markanın öncüsü olarak, hayalini gerçeğe dönüştürmekte kararlı.
“Merdiven Altı”na Karşı Uyarı
Şemsettin Usta’nın başarısı bazı merdiven altı üreticilerin piyasaya girmesine yol açtı.
Öner Ürek, kontrolsüz üretim ve sağlıksız içerik riskine karşı vatandaşları dikkatli olmaya çağırıyor.
Gerçek baklavanın fıstık kalitesinden, şerbet oranına kadar birçok kriterle kolayca anlaşılabileceğini belirtiyor.
Tatlıda Ustalığın İncelikleri
Gerçek bir baklava ustasının yetişmesi 4-5 yıl alıyor.
Şerbetin kıvamı, fırın derecesi, hamur oranı gibi birçok detay işin ustalık kısmını oluşturuyor.
Bu deneyim, baklavada damakta iz bırakan kaliteyi sağlıyor.
Üretim ve Dağıtımın Zorluğu
Tüm ürünler Şanlıurfa merkezli fabrikadan günlük olarak Türkiye geneline dağıtılıyor.
Günlük taze sevkiyat, ürün kalitesinin korunmasını sağlarken, lojistik büyük bir maliyet kalemi oluşturuyor.
Buna rağmen fiyatlar sabit tutuluyor, çünkü firma “yüksek kar” değil, “yaygın hizmet” hedefliyor.
“Alırken Kazanmak” ve Toplu Tedarik Gücü
Firma, hammaddeyi çok büyük miktarlarda toplu alarak birim maliyetleri düşürüyor.
Örneğin 3 şeker fabrikasının üretimini topluca satın alarak şeker maliyetlerini minimize ediyor.
Bu strateji, düşük fiyata rağmen kaliteyi korumanın anahtarı olarak görülüyor.
Gelecek Hedefi: Her Eve Baklava
Yeni fabrikanın inşası tamamlandığında kapasite artacak ve kuyruklar azalacak.
Firma, “her haneye baklava girsin” hedefiyle genişlemeye devam edecek.
Şube Müdürü Öner Ürek, “Zenginlik hayali kuranlar bu yola çıkmasın. Biz hizmet için buradayız” diyor.Show More
Now Playing
Ette Sabit Fiyat, Üreticide Derin Kriz
Ramazan Öncesi Et Fiyatlarında Sabitlenme Kararı Kayseri Kırmızı Et ...
Ramazan Öncesi Et Fiyatlarında Sabitlenme Kararı
Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, Ramazan ayı boyunca kıyma fiyatının 449 TL olarak sabitleneceğini duyurdu. Bu karar, Kayseri Ticaret Odası öncülüğünde alınan ...“Bereket Çok, Zam Yok” kampanyası kapsamında gerçekleşti. Zincir marketler dışında kalan yerel perakende zincirlerinin bu karara uyması bekleniyor. Kampanya ile düşük gelirli vatandaşların ete erişimi kolaylaştırılmak isteniyor.
Üreticilerin Fedakarlığı ve Sektördeki Ekonomik Baskılar
Aras, kıymanın sabit fiyatla satılabilmesi için üreticilerin kâr etmeksizin hayvanlarını sattığını belirtti. Hayvancılık maliyetlerinin büyük oranda arttığını, özellikle yem, enerji ve finansman giderlerinin üreticiyi zora soktuğunu söyledi. Buna rağmen üreticiler Ramazan ayı boyunca fiyat artışı yapmayacaklarını taahhüt ettiler. Ancak bu durumun Ramazan sonrası sürdürülebilir olmayacağı da vurgulandı.
Fırsatçılık ve Algı Operasyonları: Kim Suçlu?
Ercan Aras, fiyat artışlarının çoğunlukla üreticiden değil, perakende sektöründeki fırsatçılardan kaynaklandığını savundu. Üretici fiyatlarının uzun süre aynı kaldığını, ancak bazı perakendecilerin kısa dönemli yoğunlukları bahane ederek fahiş zam yaptıklarını dile getirdi. Bu nedenle suçun üreticiye yüklenmesinin haksız olduğunu ve toplumda üreticiye karşı oluşturulan algının gerçek dışı olduğunu söyledi.
Türkiye'nin Et Açığı ve İthalata Bağımlılık
Başkan Aras, Türkiye’nin et ihtiyacını karşılamak için her yıl 500-600 bin baş hayvan ithal ettiğini ve bu ithalatın ülkeye 1 milyar dolara mal olduğunu belirtti. Yerli üretimin artırılması gerektiğini, aksi takdirde dışa bağımlılığın büyüyeceğini söyledi. İthal etin artık eskisi kadar kolay bulunamadığını çünkü diğer ülkelerin de gıda güvenliği için ihracata sınırlama getirdiğini ifade etti.
Genç Üretici Eksikliği ve Kırsaldan Göç Tehlikesi
Tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticilerin yaş ortalamasının 55’e yükseldiğini belirten Aras, gençlerin sektörden uzaklaştığını ve köyden kente göçün devam ettiğini vurguladı. Gençleri tarıma ve hayvancılığa teşvik edecek projelere öncelik verilmesi gerektiğini söyledi. Kadın üreticilerin kırsalda tutulmasının erkek üreticileri de bölgede tutmada etkili olacağını belirtti.
Stratejik Gıda Üretimi ve Suni Et Tehlikesi
Gıdanın artık savunma kadar stratejik bir konu olduğunu dile getiren Aras, küresel güçlerin doğal et yerine sentetik ete yönlendirme çabalarını eleştirdi. Bu sürecin uzun vadede halk sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini, bu nedenle doğal üretimin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Özellikle küçük aile işletmelerinin yaşatılması gerektiğini vurguladı.
Toprak Bölünmesi Sorunu ve Kooperatifleşme Gerekliliği
Aras, Türkiye'de arazilerin miras yoluyla sürekli bölünmesinin üretimi düşürdüğünü ve küçük parsellerin verimsizliğe yol açtığını ifade etti. Avrupa’da uygulanan arazi toplulaştırması ve kooperatifleşme örneklerini Türkiye’nin de benimsemesi gerektiğini belirtti. Arazi bölünmesi nedeniyle kaybedilen tarım arazisinin Belçika büyüklüğünde olduğunu söyledi.
Kayseri’ye Özel Üretim Projesi Yolda
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği tarafından Van’da başlatılacak 4 milyon metrekarelik üretim tesisi projesine Kayseri’nin de dahil edilmesi planlanıyor. Bu tesisle model bir üretim alanı oluşturulması ve ardından küçük üreticilere örnek olması hedefleniyor. Kayseri’de uygun arazi bulunması halinde benzer bir yatırımın yapılabileceği ifade edildi.
Son Söz: Tüketici Fiyatlara Duyarlı Olmalı
Programın sonunda Ercan Aras, tüketicilere çağrıda bulunarak belirlenen sabit fiyatların dışına çıkan satıcıları tercih etmemelerini istedi. Ticaret Odası’nın bu fiyatları denetleyeceğini, ancak en büyük denetçinin halkın kendisi olduğunu belirtti. Ramazan’da fırsatçılığa karşı topyekün mücadele edilmesi gerektiğini yineledi.Show More
Now Playing
Dijital Sanatta İllüstrasyon Serüveni
Yaşar Vurdem Kimdir? Sanata Açılan Bir Hayat Hikayesi Dijital ressam ...
Yaşar Vurdem Kimdir? Sanata Açılan Bir Hayat Hikayesi
Dijital ressam Yaşar Vurdem, Kayseri doğumlu olup küçük yaşlardan itibaren geleneksel çizime ilgi duymuştur. Erciyes Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde lisans ve yüksek ...lisans eğitimini tamamladıktan sonra dijital çizim alanında uzmanlaşarak sektörün tanınan isimlerinden biri haline gelmiştir.
Bugün, Melek Mosso, Cem Adrian, Taner Patrick gibi sanatçılarla projeler yürüten Vurdem, aynı zamanda akademisyen olarak da bilgi ve deneyimini öğrencilere aktarmaktadır.
Dijital ve Geleneksel Çizim Arasındaki Farklar
Vurdem, dijital illüstrasyonu geleneksel çizimden ayıran temel farkları net bir şekilde ifade etmektedir. Geleneksel sanatçılar duygularını dışa vururken, illüstrasyon daha çok yazılı bir içeriği açıklamaya yöneliktir. Dijital çizim ise teknolojiyle iç içe bir üretim süreci sunar ve özellikle oyun, film, reklam gibi sektörlerde hız ve pratiklik açısından büyük avantaj sağlar.
Programda illüstrasyonun tarihi bir yolculuğu da ele alındı. Mağara duvarlarından başlayarak orta çağdaki el yazmalarına, Rönesans dönemi teknik çizimlerine ve günümüz dijital platformlarına kadar geçen sürecin sanatsal ve işlevsel boyutları detaylandırıldı. Adobe ve Prime Video gibi platformlarla yapılan işbirlikleri bu gelişimin somut örnekleri olarak gösterildi.
Oyun ve Sinema Endüstrisinde İllüstrasyonun Yeri
Yaşar Vurdem, oyun ve sinema sektörlerinde illüstrasyonun temel bir rol oynadığını belirtiyor. Karakter tasarımlarından sahne çizimlerine kadar her detay illüstratörler tarafından oluşturuluyor. Assassin’s Creed gibi oyunların tarihi yapıları referans alarak mekan çizimleri yapması bu alandaki sanat-teknoloji işbirliğinin güçlü bir göstergesi olarak öne çıkıyor.
Yapay Zeka ve Sanat: Tehdit mi, Araç mı?
Vurdem, yapay zekayı bir tehdit değil, sanatçı için bir araç olarak değerlendiriyor. Seri üretim işlerde verimliliği artırsa da, sanatın özündeki duygu aktarımını yapay zekanın yerine getiremeyeceğini vurguluyor. Bu nedenle teknolojinin yönlendirme amaçlı kullanılabileceğini, ama sanatçının ruhunun yerini alamayacağını belirtiyor.
Profesyonel İşbirlikleri ve Etik Duruş
Vurdem, çalıştığı projelerde kaliteyi ve etik değerlere uygunluğu öncelik olarak kabul ediyor. Kültürel değerleri aşağılayan müzik türleriyle işbirliği yapmadığını ve bu konuda teklifleri reddettiğini açıkça ifade ediyor. Kendisini sadece bir illüstratör değil, aynı zamanda değerleriyle çizdiği çizgilerin taşıyıcısı olarak görüyor.
Gençlere İlham ve Eğitim Mesajı
Gençlerin dijital illüstrasyonla ilgilenmeleri gerektiğini, bu alanda kariyer yapabileceklerini ve hobi olarak da kişisel gelişimlerine katkı sağlayabileceklerini söyleyen Vurdem, donanımın ikinci planda olduğunu, önemli olanın “başlamak” olduğunu vurguluyor. Kendi de çok ucuz bir tabletle başladığını, esas farkın emek ve tutkuda yattığını aktarıyor.
Son Söz: Sanatı Hayatın Merkezine Almak
Yaşar Vurdem için illüstrasyon sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimi. Hayatın her anından ilham aldığını, bir duvara vuran ışığın bile onun için bir arka plan tasarımı fikri doğurabileceğini söylüyor. Gençlere, yalnızca meslek olarak değil, hayata anlam katan bir yol olarak sanata sarılmalarını öneriyor.wShow More
Now Playing
Otomotiv Sektörünün Nabzı
Otomotiv Sektörüne Giriş SMT Otomotiv'in kurucusu Samet Çekirdek, ...
Otomotiv Sektörüne Giriş
SMT Otomotiv'in kurucusu Samet Çekirdek, otomotiv sektöründe yıllardır faaliyet gösteren deneyimli bir girişimci olarak sektördeki gelişmeleri ve sıkıntıları samimiyetle aktarıyor. Kayseri Yeni Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren firmasıyla hem ...mekanik hem de kaporta-boya hizmetleri sunan Çekirdek, sektörde güvenin önemine vurgu yapıyor.
Sanayi Kültürü ve Güven Temelli Ustalık Sistemi
Kayseri’de her araç sahibinin “bir ustası” olduğu kültüründen söz eden Çekirdek, hizmetin büyük ölçüde referansla tercih edildiğini belirtiyor. Sosyal medyada sıkça rastlanan "ustalar fazla ücret çıkarıyor" gibi iddiaların hem müşteri hem de usta açısından yanlış anlaşılmalarla şekillendiğini ifade ediyor. Deneme-yanılma yoluyla teşhislerin kaçınılmaz olduğunu ve teknik donanım ile deneyimin bu süreci yönettiğini vurguluyor.
Müşteri Memnuniyeti ve Fiyat Algısı
Samet Çekirdek, müşteri memnuniyetini “memnuniyetsizliği ne kadar sürede çözebildiğiniz” şeklinde tanımlıyor. Hizmet sonrası memnun müşterinin zaten devam ettiğini, asıl farkı problem yaşayan müşteriye sağlanan çözümün belirlediğini söylüyor. SMT Otomotiv'in pahalı olduğu algısına karşı, yaptığı işin maliyetlerini (vergiler, SSK, fatura) ve kaliteyi göz önüne alarak bu algının yanlış olduğunu savunuyor.
Sosyal Sorumluluk ve Dolu Felaketi Örneği
2024 yılında Kayseri Erkilet’te yaşanan dolu felaketinde, SMT Otomotiv’in hiçbir müşterisini mağdur etmeden hizmet sunduğu, gerek kaskolu gerekse şahıs müşterilere özel indirimler yapıldığı belirtiliyor. Bu uygulama, firma vizyonunun müşteri odaklılığı ve bölgesel sorumluluk anlayışının güçlü olduğunu gösteriyor.
Otonom Araçlar ve Yapay Zeka
Otonom araçların sektöre etkisini değerlendiren Çekirdek, yapay zekâ ve yazılım sistemleriyle çalışan bu araçların henüz tam güvenilir olmadığını, dış müdahalelere açık yapılar barındırdığını belirtiyor. Otonom sürüşle elektrikli araçların karıştırılmaması gerektiğine dikkat çekiyor ve tam kontrolün sürücüde olması gerektiği görüşünde.
Elektrikli Araçların Sektöre Etkisi
Elektrikli araçlar, motor bakım ihtiyacını ortadan kaldırsa da yürür aksam, gövde ve kaporta ihtiyaçları sürecektir. Güneş paneliyle evde şarj edilen araçlar, yakıt maliyeti açısından avantaj sunuyor. Elektrikli şarj istasyonlarının yaygınlaşmasıyla bu teknolojinin ülkemizde daha geniş kitlelere ulaşacağı öngörülüyor.
UTTS Sistemi ve Vergi Denetimi
Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi (UTTS), vergi levhalı araç sahipleri için zorunlu hale gelmiş durumda. Ticari ve vergi mükellefi olan bireylerin 31 Ocak’a kadar başvuru yapmaları gerekiyor. Sistem, yakıt alımlarında vergi kaçağını önlemeyi amaçlıyor.
Rutin Araç Bakımları ve İkinci El Araç Alımı
Rutin bakımlar sıvı ve filtre değişimi, fren kontrolü gibi unsurları kapsıyor. Ağır bakımlar ise enjektör, turbo ve triger seti değişimini içeriyor. İkinci el araç alırken yetkili ekspertiz raporu almak hayati önem taşıyor. Dolu hasarı gibi onarımlar bile ekspertizce tespit edilebiliyor.
LPG ve Alternatif Yakıtlar
Fabrikasyon LPG’li araçlar dışında sonradan takılan sistemlerin motor ömrüne etkisi olabiliyor. Maliyet avantajı sağlayan LPG sistemleri, doğru şekilde takılırsa uzun vadede güvenli olabiliyor.
Araçta Mikro ve Derin Çizik Onarımı
Boyasız göçük giderme ve çelik rutuş gibi tekniklerle derin olmayan çizikler düzeltilebiliyor. Ancak her renk için uygun olmayabilir ve orijinal boya kalitesine tam ulaşmak zor.
Sektörde İstihdam ve Gelecek
Otomotiv sektörü; kaporta, boya, mekanik, elektrik gibi alanlarda sürekli iş imkânı sunuyor. Ancak çırak bulmak zor. Fiziksel koşulların iyileştirilmesi, çırakların sanayiye kazandırılmasında kritik rol oynuyor. Ailelerin ve kurumların destek vermesi gerektiği ifade ediliyor.
Meslek Eğitimi ve Ara Eleman Açığı
Mesleki eğitimin önemi vurgulanıyor. Türkiye’nin üretim gücünü sürdürebilmesi için ara eleman eksikliğinin giderilmesi gerekiyor. Bu bağlamda meslek sahibi olmak, altın bilezik olarak nitelendiriliyor ve gelecekte daha da kıymetli hale geleceği öngörülüyor.Show More
Now Playing
Bir Kokusun Peşinden Girişimcilik Yolculuğu
Genç Bir Girişimcinin İlk Adımları Abdullah Karataş, 24 yaşında genç ...
Genç Bir Girişimcinin İlk Adımları
Abdullah Karataş, 24 yaşında genç bir girişimci olarak kozmetik dünyasında dikkat çeken bir başarı öyküsüyle karşımızda. Ticaretle çocuk yaşta tanışan Karataş, ilk olarak saat satarak başladığı ...bu serüveni pandemi döneminde dezenfektan üretimiyle sürdürüyor. İlk denemeleri başarısızlıkla sonuçlansa da edindiği tecrübelerle kendi markası olan Auran Kozmetik’i kurarak sektörde sağlam bir yer ediniyor.
Auran Kozmetik’in Kurumsal Yapısı ve Pazarlama Stratejisi
Karataş’ın liderliğinde faaliyet gösteren Auran Kozmetik, hem online satış platformlarında hem de zincir mağazalarda ürünleriyle yer alıyor. Şirket, 2024’te yaklaşık 10 fuara katılım sağlayarak uluslararası pazarlarda da adını duyurmayı başarıyor. Ar-Ge ve pazarlama faaliyetleriyle sektörde yenilikçi bir duruş sergiliyor.
Yenilikçi Ürünler ve Hedef Odaklı Üretim
Auran Kozmetik, Türkiye’de ilk kez piyasaya sürülen birçok ürünü geliştirmiş durumda. Uyku spreyi, lavanta bazlı ürünler, akıllı robot deterjanları gibi yenilikçi çözümler bu yaklaşımın bir sonucu. Ürünler, hem kullanıcı dostu formülasyonlara sahip hem de estetik ve güvenli ambalajlarda tüketiciyle buluşuyor.
Koku ve Parfüm Tasarımında Stratejik Yaklaşım
Marka, koku tasarımını hedef kitleye göre şekillendiriyor. 18-25 yaş arası genç kadınlara yönelik parfümler, kullanıcı beklentileri doğrultusunda Ar-Ge süreciyle geliştiriliyor. Parfümlerde doğallık ve özgünlük ön planda. “Erciyes’in ferahlığını” yansıtan yerel bitkilerden üretilen kokular, markaya özgünlük kazandırıyor.
Bitkisel Ürünler ve Doğaya Saygı
Karataş, bitkisel kozmetik ürünlerde paraben, silikon gibi zararlı içeriklere yer vermediklerini, hayvanlar üzerinde test yapmadıklarını ve çevreye duyarlı üretim yaptıklarını vurguluyor. Aromaterapi markaları, saç ve cilt bakım ürünleri, temizlik ürünleri gibi geniş bir ürün yelpazesine sahip.
Geleceğe Yönelik Hedefler ve Kişiselleştirilmiş Ürün Deneyimi
Firma, 2025 ve 2026 vizyonu kapsamında kişiselleştirilmiş parfüm üretimi için mağaza konsepti hazırlıyor. Bu mağazalarda müşteriler, kendi koku profillerini oluşturabilecek. Aynı zamanda, Ar-Ge merkezinde bazı ham maddelerin Türkiye’de üretilmesi için çalışmalar başlatılmış durumda.
Sosyal Medya ve Tüketiciyle Etkileşim
Auran, sosyal medyada aktif bir strateji izleyerek tüketiciyi bilinçlendiren belgeseller ve etkili influencer iş birlikleriyle ürünlerini tanıtıyor. Uyku kalitesini artırmaya yönelik ürünlerin başarı hikâyeleri bu kapsamda kamuoyuyla paylaşılıyor.
Rekabetçi Pazarda Kalıcı Başarı
Sektördeki yoğun rekabete rağmen, Auran Kozmetik kendini kaliteli ürünleri, stratejik pazarlama teknikleri ve özgün marka değerleriyle farklı bir konuma taşıyor. Markalaşmanın önemine dikkat çeken Karataş, sektör ne kadar kalabalık olursa olsun doğru planlamayla başarıya ulaşılabileceğini vurguluyor.
Genç Girişimcilere Tavsiyeler
Karataş, girişimciliğin zorlayıcı süreçlerini kendi örneğiyle anlatırken, başarının anahtarının tutkuyla çalışmak ve sevilerek yapılan işlerde istikrar sağlamak olduğunu belirtiyor. Deneyimlerinden yola çıkarak, gençlere sadece ticari kazanç için değil, değer yaratmak için girişimcilik yapmalarını tavsiye ediyor.Show More