
Gazetecilikten Sahneye: İbrahim Altuntaş
8 Kasım 2025 · 57 dk · Atölye
Tiyatroya Giden Yol: Gazetecilikten Sahneyeİbrahim Altuntaş, sanatla buluşmasının tamamen tesadüflerle başladığını anlatıyor. Gazetecilikle iç içe geçen uzun yılların ardından, 1998 yılında Ankara’dan gelen bir tiyatro ekibinin Kayseri organizasyonuna yardımcı olmasıyla bu serüven başlıyor. Başta yalnızca bir organizatörken, zamanla tiyatro dünyasının içinde aktif bir figüre dönüşüyor.Kayseri’de Yerel Tiyatro MücadelesiAltuntaş, Kayseri’de yerleşik bir tiyatro olmamasının eksikliğini hissederek, gençlerle birlikte küçük çaplı çocuk oyunlarıyla amatör bir tiyatro topluluğu kuruyor. Sahnesiz, provalarını parklarda yapan bu ekip, tiyatroyu ayakta tutmak için büyük bir azimle çalışıyor.Renkli Tebeşir’in Doğuşu: Bir Dernekten Kültür Merkezine2011 yılında öğretmenlerle birlikte kurulan "Renkli Tebeşir Kültür ve Sanat Derneği", zamanla bir dernekten kültür merkezine dönüşüyor. Drama, diksiyon, tiyatro atölyeleri gibi birçok alanda hizmet sunan merkez, Kayseri'nin kültürel haritasında önemli bir yer ediniyor. Bu dönüşüm, faaliyetlerin artması ve kurumsal ihtiyaçların artmasıyla şahıs firmasına evriliyor.Eğitimde Misyon: Sanata Katılan Herkes KazanırRenkli Tebeşir’in temel ilkesi; çocukların ve gençlerin sanatsal gelişimine katkı sağlamak. Eğitimci misyonuyla öne çıkan Altuntaş, tiyatronun yalnızca sahne değil; diksiyon, iletişim, özgüven ve toplumsal sorumluluk eğitimi sunduğunu vurguluyor. Oyunculuk yapmasa bile her bireyin bu eğitimden fayda göreceğini savunuyor.Sanatın İyileştirici Gücü: Cezaevinde TiyatroAltuntaş, en çok etkilendiği deneyimlerden birini Bünyan Cezaevi’nde yaşadığını anlatıyor. Burada açtığı tiyatro kursunda, hükümlülerden aldığı “sen bize toka yapmayı öğrettin” sözünü unutamıyor. Bu söz, tiyatronun bir sanat dalı olmanın ötesinde insanî bir iyileştirme aracı olduğunu gösteriyor.Salon Sorunu ve Yerel Yönetimlere ÇağrıKayseri’de sanatsal etkinliklerin en büyük engelinin salon eksikliği olduğunu belirten Altuntaş, kamuya ait salonların amatör gruplara kapalı olduğunu ve fahiş kira bedelleriyle karşı karşıya kaldıklarını dile getiriyor. Üniversite salonlarının halka açılmaması ve kültür merkezlerinin yetersizliği, tiyatronun önünde ciddi bir set oluşturuyor.Eğitim Süreci: Sanat Her Yaşta MümkündürRenkli Tebeşir, 5 yaşından 60 yaşına kadar geniş bir yaş grubuna sanat eğitimi veriyor. Küçük yaş grupları için drama ve masal atölyeleri, gençler için tiyatro grupları, yetişkinler için sahne pratikleriyle desteklenen kurslar sunuluyor. Konservatuvara hazırlık isteyen öğrencilere de özel eğitimler sağlanıyor.Sanatın Toplumdaki Yeri: Gereksiz Görülen Bir ZorunlulukAltuntaş, sanat eğitiminin okullarda zorunlu hale getirilmesi gerektiğini savunuyor. Edebiyat, matematik kadar sanatın da bir temel eğitim parçası olduğunu ve bu anlayışın yalnızca sanatçı değil; eleştirmen, izleyici ve bilinçli bireyler yetiştireceğini belirtiyor.Televizyonun Gölgesinde SanatGünümüzde tiyatro ve sinemanın, televizyon dizilerinin saatler süren bölümleri nedeniyle geri planda kaldığını ifade eden Altuntaş, bu durumun sanatın içeriğini ve süresini yozlaştırdığını düşünüyor. 90 dakikalık tiyatro oyunlarının yerini, 3-4 saatlik performanslara bırakmasının sağlıksız olduğunu vurguluyor.Tiyatronun Kalitesi: Emek mi, Ticaret mi?Altuntaş, tiyatronun ticarileşmesinden ve bazı ekiplerin yalnızca maddi kazanç peşinde koşmasından rahatsız. Seyircinin bir kez kaybedilmesi halinde geri kazanılmasının zor olduğunu söylüyor. Bu nedenle içeriğin nitelikli olması gerektiğini, her oyunun eğitici ve dönüştürücü olması gerektiğini savunuyor.Geleceğe Umutla: Yetişen Yeni SanatçılarAltuntaş’ın öğrencileri arasında bugün Devlet Tiyatrosu’nda oyunculuk yapan, akademik eğitim alan ve kendi tiyatro ekiplerini kuran gençler bulunuyor. Bu başarılar, Renkli Tebeşir’in yalnızca bir kurs merkezi değil; aynı zamanda bir sanatçı fabrikası olduğunu gösteriyor.
