
Atölye’de Sanatla Buluşma:Özgecan Eraydın
8 Kasım 2025 · 33 dk · Atölye
Radyo Radar ve Kayseradar orak yayını “Atölye” programının bu haftaki konuğu ressam ve sanat eğitmeni Özgecan Eraydın oldu. Programın sunucusu Esra Tuğçe Şahin ile yapılan söyleşide, resmin yalnızca bir ifade biçimi değil; aynı zamanda bir yaşam tarzı, bir bakış açısı ve bir iyileşme alanı olduğu ortaya kondu.Sanata Açılan İlk Pencere: Çocukluk ve Aile MirasıManisa doğumlu olan Eraydın’ın sanat yolculuğu, çocukluk yıllarında anaokulunda verdiği “ressam olacağım” yanıtıyla başladı. Ailesinde yer alan zanaatkâr gelenek – özellikle dedesinin demircilik geçmişi ve annesinin el sanatlarıyla olan bağı – onun el becerilerini ve görsel algısını erken yaşta geliştirdi. Bu miras, onun akademik sanat eğitimine ve ardından gelen sanatsal üretkenliğine sağlam bir temel oluşturdu.Akademik Birikimden Sanat AtölyesineBalıkesir Üniversitesi Resim Bölümünden birincilikle mezun olan Eraydın, pedagojik formasyonunu Mersin Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra, Gazi Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. 2017 yılından bu yana Kayseri’de yaşayan sanatçı, burada kurduğu Şiraze Sanat Atölyesi’nde hem çocuklara hem yetişkinlere sanat eğitimi veriyor. Atölye; sınav hazırlığı, çocuk grupları, yetişkin etkinlikleri ve kültürel organizasyonlarla dolu bir sanat üretim merkezi haline gelmiş durumda.Sanatın Köklerinde Bir ArayışÖzgecan Eraydın, sanat anlayışını yalnızca teknik beceriyle sınırlamıyor. Onun için sanat, yaşadığı coğrafyanın ruhunu anlamak ve bunu çağdaş bir dile çevirmek. Bu anlayışla Altay petrogliflerinden Orhun Abidelerine, Türk mitolojisinden Anadolu motiflerine kadar geniş bir tarihsel ve kültürel alanı tuvaline taşıyor. 80’ler pop kültüründen yola çıkarak başladığı sanatsal yolculuğu, Anadolu’nun köklerinde evrilerek çok katmanlı bir estetik biçime dönüşüyor.Sanata Başlamak İsteyenlere RehberlikEraydın’a göre sanatın başlangıcı, teknik çizim değil bakış açısıdır. Sanat eğitimi almak isteyen kişilerin önce çevrelerini farklı gözle görmeye başlaması gerektiğini belirtiyor. Atölyelerinde temel eğitim olarak geometrik form çalışmalarıyla başlayan süreç, zamanla kişisel ifadenin gelişmesine ve özgün üretimlere evriliyor. Cesaretin ve deneme isteğinin her şeyden önce geldiğini vurguluyor.Fırçayla Terapi: Sulu Boyanın İncelikleriProgram sırasında sulu boya ile yaptığı canlı çizim örneğiyle teknik detaylara da değinen Eraydın, bu boya türünün ne kadar sabır ve dikkat gerektirdiğini anlattı. Islak ve kuru zemin farkları, pigment kalitesi, renk geçişleri ve katman oluşturma gibi temel bilgileri paylaşırken, boyanın akışına izin vermenin ne kadar yaratıcı sonuçlar doğurabileceğini gösterdi.İlham Veren SanatçılarEraydın, hem yerli hem yabancı sanatçılardan ilham alıyor. Türk dokuma sanatçısı Fırat Neziroğlu’nun geleneksel teknikleri modern bir estetikle yorumlamasını örnek gösteriyor. Ayrıca Amerikalı sanatçı Joseph Beuys’un keçeyle ve iç yağıyla yaptığı deneysel çalışmalar da onun dikkatini çeken ilham kaynaklarından biri. Her iki sanatçının da kültürel mirası çağdaş sanata taşıma biçimi, Eraydın’ın sanat pratiğiyle örtüşüyor.Sanatın Duygusal Gücü ve Toplumsal EtkisiSanatın birey üzerindeki etkisini sadece estetik değil, ruhsal bir iyileşme alanı olarak tanımlayan Eraydın, özel öğrenme güçlüğü çeken bireylerle yapılan sanat çalışmalarının olumlu etkilerine değindi. “Sanat insanın kendine yaptığı en büyük yatırımdır” diyerek, bireyin kendini tanıma ve ifade etme yolculuğunda sanatın dönüştürücü gücünü vurguladı.Ailelere Çağrı: Çocukların Yeteneklerini Özgür BırakınResme yatkınlığı olan çocukların, aile baskısı nedeniyle farklı mesleklere yönlendirildiğini gözlemleyen sanatçı, özellikle Kayseri’de bu tür örneklerle sık karşılaştığını belirtiyor. Ailelerin çocuklarını yalnızca mesleki başarıya değil, ilgi ve yeteneklerine göre yönlendirmesi gerektiğini, bu tutumun çocukların gelecekteki mutluluğunu doğrudan etkilediğini savunuyor.
